Hakkımda (Part I)

Merhaba öncelikle, bu yazıyı okuyorsanız kendimi çok şanslı saydığımı bilmenizi isterim. Bu blogda, kendi fikirlerimi ve görüşlerimi olabildiğince açık bir şekilde paylaşacağım. Bilirsiniz, biz Türkler bir yere yeni gittiğimizde ilk önce kendimizi tanıtırız. Tabiki bu kadar uzun değil 😉

Bu bölümde kendimle ilgili bilgiler vereceğim size. Bunları sıkıcı olmaması adına röportaj tarzı yapmaya karar verdim. Arkadaşım sağ olsun, benim için sorular hazırladı, ben de olabildiğince içten cevaplarda bulundum. Umarım okurken keyif alırsınız.

Not: Hakkımda kısmı, belli başlı dönemleri mercek altına aldığından ötürü azar azar paylaşacağım. Gözünüzü korkutmak istemem çünkü arkadaşım bu isteğimi bayağı hakkıyla yerine getirmiş. 🙂

Temel sorular

  • Ne zaman ve nerede doğdun?

İstanbulda, sıcak bir Ağustos öğleni, Zeynep Kamil hastanesinde 7 Ağustos 1996’da doğdum. Korkmayın, ikinci ismim Zeynep değil.

  • Hangi burçsun?

Aslan burcuyum.

  • Sence burcun senin kişiliğinle uyumlu ve etkili mi? Nasıl?

Burcumu tamamen yansıttığımı düşünüyorum. Heyecanlı bir yapım var, bu da bende yaratıcılığı kamçılıyor. Diyorlar ya, aslan burcu hayatı tiyatro sahnesinde yaşarmış diye. Tam olarak doğru. Yaşadığım bütün anılar, film şeridi gibi geçer gözlerimin önünde, arkaplan fonu da olmazsa olmazı.

  • Nerede yaşıyorsun? Kimlerle?

Ailemle yaşıyorum. Annem, babam ve benden 8 yaş büyük ablamla.

  • Çalışıyor musun?

Çalışıyorum. Satın alma elemanıyım. Aynı zamanda okuyorum.

  • Tarzını anlatman gerekse nasıl tarif ederdin?

Tarzımı anlatmam gerekirse, spor derdim. Kampşonlulara bayılıyorum. Keşke her zaman kapşonlu giyebilsek. Beyaz ayakkabıları sevsem bile, kullanmaya korkuyorum çünkü hemen kirletiyorum. Takı kullanmayı çok isterdim ancak maalesef bir serçe en fazla iki kere sıçrayabiliyor…

  • Hepimizin hayatında en sevdiği ve örnek aldığı biri vardır. Kimi için bu bir aile yakını kimi içinse hiç tanımadığı bir ünlüdür. Senin için bu kişi kim ve onu bu kadar özel kılan ne? 

Benim örnek aldığım kimse hiçbir zaman olmadı. Bunun sebebi kimsenin yeterli olması ya da olmaması da değil. Kendi düşüncelerime, inançlarıma olan farklı bir bağlılığım var. Hayatımın uzunca bir noktasına kadar, kendi bildiklerimi yapabilmenin özelliğini savundum. İdolümden daha çok hayat mottom vardı. O da şöyleydi; “Hayatta yapmak istediklerimize ulaşmamız için yollar vardır, eğer ulaşamamışsak daha doğru yolu deneyememişizdir. İmkansız diye bir şey yoktur” idi.

  • Daha çok hangi müzikleri seversin?

Müzik konusunda çok ilginç bir kafaya sahibim. Bir gün bakarsınız Queen dinlerim, sonra ki gün Ben Fero, bir gün derim Dua Lipa dinleyemem, sonra ki gün şarkısıyla yatıp kalkarım. Bir gün Müslüm Gürses, sonra ki gün Imagine Dragons. Neşet Ertaş’a kadar gider…

Aile

  • Kaç kardeşsiniz? Kardeşlerinle aran büyürken nasıldı?

Üç kardeşiz. Annem üç kız doğurmuş, cennete gideceğini düşünüyor herkes. Üçümüz de ayrı karakterleriz. Ben biraz politiğim, ortancamız hırçın ve inatçı, en büyük ablam ise ikimizin karışımı olabilir. Büyürken en büyük ablamla aramız hep iyiydi. Sürekli bilgisayar oynamak için odasına giderdim… Ortanca ablamla biraz karakterlerimiz gereği kavgalarımız pek eksik olmuyor. O inatçı, ben inatçı… Gerisini hayal gücünüze bırakıyorum.

  • Ailen kararlarında genelde destekçi midir?

Genellikle kararlarımda destekçi olan taraf benim. İstediklerimi elde etmek için sürekli savaş vermem gerekiyor. 5 sene boyunca İngiltere’ye gitmek için verdiğim savaş en basitinden buna örnek görünebilir.

  • Ailen hakkında düşündüğünde seni en mutlu eden şey nedir?

Kesinlikle, yaşatım ya da yaşıma yakın çok fazla kuzenimin olması. Beraber çok eğlenceli zamanlar geçirdik. Sınav notumu annemler görmesin diye yakmaya çalışırken, kuzenimin elini yakmam mesela. Hatırlarken güldüğüm en büyük haylazlıklarımdan biridir.

  • Ailenle ilişkini nasıl tanımlayabilirsin?

Ailemle ilişkimi, samimi olmak gerekirse iki tarafın halatını tutan, ortada kalmış biri olarak tanımlayabilirim. Bir tarafta yapmak istediklerim, bir tarafta da ailem ne der düşüncesi, isteklerime gidersem, onların tarafını bırakırsam ellerimden, başıma geleceklerin korkusu… Olduğum nokta tam olarak bu.

Çocukluk dönemi

  • Ailen doğduğun zamanı nasıl anlatıyor?

Annem, doğduğum zamanı doktorumun mutluluğuyla anlatıyor. Hastane de o gün doğan en uzun bebek benmişim. Yanılmıyorsam Alman standartlarına uyuyormuşum. Bu yüzden doktor ben doğduğumda, “En büyük benimki!” diye bağırmış. Zaten hemen doğduğum gün resmimi de çekmişler. İki günlükken, üzerime eğilen kuzenimin kolyesini tutup boynunu morartan haşin bir bebekmişim.

  • Çocukluğuna dair hatırladığın ilk anın nedir?

Çocukluğuma dair hatırladığım ilk anı, Tarkan müziklerinin televizyonda çalması. Tam bahçeye çıkarken, televizyonda çalardı ve ben geri dönüp mest olmuş halde onu dinleyip, bitince bahçeye çıkardım. Bunu yaptığımda çok küçükmüşüm, o kadar ki emekliyormuşum. En eski hatıram bu sanırım… Hoş bunu bir insan nasıl hatırlar bilmiyorum.

  • Çocukluk evin nasıldı?

Çocukluk evim, bahçeliydi. Hala da öyle tabi ama o zamanlar oldukça fazla çiçekler vardı. Rengarenk ve kokuları birleşince muhteşem bir koku ortaya çıkardı. Kocaman palmiye ağacımız da vardı. Evimizin arkasında mini bir çocuk parkı vardı. Kaydıraklı ve salıncaklı. Orada oynamaya bayılırdım.

  • Daha çok uslu mu yoksa yaramaz mıydın büyürken?

Aşırı yaramazdım! Yerimde asla duramazdım. Anneme o kadar ki Allah sabır versin diyenler on parmağımı geçerdi. Kuzenlerimi kendi oyuncağımın daha güzel olduğunu söyleyerek kandırıp güzelim oyuncaklarını ellerinden alırdım. Yan arazide hazine olduğuna inandırıp, hazine haritası çizip, hazine kutusu yapıp halay mendillerinin ucundaki altına benzer şeyleri doldurup gerçekten de bulunmasını sağlardım. Tam bir belaydım…

  •  Eğer annene sorsaydık, seninle en unutamadığı çocukluk anısı ne olurdu?

Bizim evimiz o zamanlar çok kalabalıktı. Annemin ilgilenmesi gereken çok çocuk vardı. Çok fazla kuzenim olmasının dezavantajı işte ne yaparsınız… Bana mama yedirirken, yoğurtlu muzu sevsem bile o gün yemeyesim tutmuş. Sanırım daha fazla vakit geçirmeye çalışmışım kendimce. Annemse biraz sinirliydi… Yoğurdu başımdan aşağıya döküvermiş… Sonra zaten başımdan akanları yerken doymuşum. (Burası şaka ehehe)

  •  Dinlediğin ilk yabancı şarkı nedir?

Çocukken çok fazla İngilizce şarkı dinlerdik fakat sanırım en eski aklımda kalan Milkshake’ti.

  • Büyürken en çok duyduğun eleştiri neydi?

“Kızım azıcık çalışsan, yemin ederim her şeyi başaracaksın!” ile “Baksana ona, nasıl da yüksek almış…” arasında kaldım.

  • Büyürken doğum günlerin nasıl geçerdi?

Çocukluk dönemimde gayet güzel geçerdi lakin yetişkinlik dönemimde doğum günlerim her zaman beni hüzünlendirir. Yılın en kötü günü algısı ile beraber güzel bir şeyler yapmaya çabalamamla son bulur.

  •  Küçüklüğünden bu yana yaşadığın stil değişikliklerini bize anlatman gerekse en çarpıcı beş anın neler olurdu?
  1. Çocukluğumdan başlayacağım. Annemin nedendir taktığını bilmediğim Amerikan traşı kesimim… Allahım ne kadar kötü, ne kadar…
  2. Saçın her yerine kat verilen, aslan yelesi midir nedir ismini bile hatırlamadığım kötülükteki kesim…
  3. Gossip Girl’den sonra takmaya başladığım, Blair’inkilerin yanında beş para etmez taçlarım…
  4. Şimdi iyi yönde gideceğim. Lise sonda, saçlarımı uzatıp bal rengi yaptığım röfleler… Hayatımın en güzel saçları olabilirdi. Ve tabiki her gün maşa yapıp, dalgalı dalgalı geçtiğim o günler.
  5. Son olarak muhtemelen bir iki ay önce ki kahkül kesimim. Hiç almadığım kadar mesaj aldım. Herkesçe ortak fikrimiz, bu tam benlik…
  • İlkokulda öğretmenlerinle aran nasıldı? Başka bir okulda olmak ister miydin?

İlkokulda öğretmenlerimle aram pek iyi değildi. Ben yaramaz ve asla ders çalışmayan bir öğrenciydim. Bu sebepten ötürü, sınıfın tembelleri kısmına atıldığım çok fazla dönem var… Başka bir okulda olmak istemezdim. Oğulcan, Toprak, Berkay… Biz dörtlü olarak, her karne sonrası gittiğimiz sinemalarla oldukça eğleniyorduk. Ya da tenefüse kermesten aldığımız kocaman kalemlerle, Harry Pottercılık oynamaya çıktığımız zamanlar…

  • Büyürken içinde ukde kalan, hala bile yaşayamadığın bir şey var mı? Varsa nedir?

İçimde o dönemlerde kalan bir ukde olmadı. Oldukça eğlenceli zamanlar geçirdiğimi düşünüyorum. Liseden sonra, işler biraz değişmiş olabilir ama…

  • Çocukluğundaki hayallerine ve şimdikilere baktığında, ne kadar değişmişsin?

Çocukken, ünlü olmak istiyordum. Nasıl olacağımı bilemiyordum, sanki elimden her şey gelirmiş gibi geliyordu. Muhteşem sahne performansı sergileyip, şarkılarımı insanlara söylettiğim hayallerim vardı. “Şimdi sıra sizde!” İşte en çok yapmak istediğim şey… Şimdi baktığımda, bununla en ufak yakınlığımız yok.

  • Büyüdüğün semti senin için özel kılan şeyler neler? Ya da keşke buraya hiç gelmeseydik mi dersin?

Büyüdüğüm semtten ziyade, oturduğumuz ev biraz dağlık ve ormanlık bir alan gibiydi. Zaten sokağa çıktığınız zaman pek insan göremezdiniz. Etrafta olabildiğince de köpek manzarası vardı lakin manzara o kadar güzeldi ki, bazen yokuşun başına geçip sadece manzarayı izlerdik. Hiç gelmeseydik diyemiyorum çünkü çok sakin ve insanı dinlendiren bir yapısı var. Ama hiç gelmeseydik diyorum çünkü bir şeylere ulaşmak her zaman zordu, her zaman çok uzaktı. Arasında bir yerlerdeyim.

  • Eğer on yaşındaki halinle konuşabilsen ona ne derdin?

Bunu biraz açıkça söyleyeceğim, bu yüzden kusura bakmayın şimdiden. Ona derdim ki, boşu boşuna büyümenin hayalini kurma, bir bok olduğu yok.

  • Kendini nasıl bir çocuk olarak tanımlardın? (Girişken, çekinik, asi, uyumlu vb.) Bu çocukla şimdiki haline baktığında ne kadar değişmişsin?

Ben duygularını içinde yaşayan bir çocuktum. Kendi üzgünlüğümü dışarıya yansıtmazdım, insanların ortada olmamasını beklerdim ağlamak için bile. Çekinik olmadım, isteklerimi söyledim her zaman. Gerektiği kadar girişken, oldukça yaramaz, asi ve kafa tutan bir yapım vardı. Şimdilerde daha sakinim.

  • Sence küçük halin, şimdi ki halini görse sever miydi?

Küçük halim bu soruyu okurken burnunu kırıştırıp arkasını dönüp gitti.

Hakkımda (Part I)” için 9 yorum

  1. Büyük sen; boşu boşuna büyümenin hayalini kurma, bir bok olduğu yok.
    Küçük sen; sen ne anlarsın ( burnunu kırıştırıp arkasını dönüp gitti.)
    Hiçbir şekilde değişmemişsin, sadece büyümüşsün.
    Hayatımda ilk defa canım sıkılmadan okuduğum “beni tanıyın” yazısıydı. Bir kez daha tanıştığıma memnun oldum. Yazılarını sabırsızlıkla ve özlemle bekliyorum. Çok heyecanlıyım ❤️

    Liked by 2 people

  2. Belalı arkadaşım beni… Ne güzel soruları ne güzel yanıtlamışsın öyle. Şunları okurken büyürken arkadaş olmadığımıza hem sevindim hem üzüldüm keza her gün beni ağlatmanı küçük bedenim kaldırmazdı ancak o amerikan tıraşını ve aslan yelesini canlı görmeyi çok isterdim. Her şey bir yana çok içtenlikle yazmışsın. Devamını okumak için sahiden sabırsızlanıyorum.

    not: Küçük halin asıl beni görse nasıl kaçardı meraktayım.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s