Hakkımda (Part II)

Herkese tekrardan merhabalar! Önceki yazmış olduğum, hakkımda part 1 ummadığım bir şekilde fazla ilgi gördü, bu yüzden okuyan okumayan herkese teşekkür ederim. Bu yazıdan sonra, bir parça daha gelecek. Yani toplam 3 parttan oluşacak hakkımdakiler kısmı. İyi okumalar dilerim!

Lise dönemi

  • Lise seçiminde seni en çok etkileyen konu neydi?

İlkokulda derslerimi çok fazla çalışmadığımdan ötürü, ailemin biraz kafası karışmıştı. Annem, böyle zamanlarda tercihlerimizi biraz da bize bırakır. Sonrasında pişman olmamızdan, onu suçlamamızdan korkar. Ya meslek lisesi, ya da düz bir lise tercihinde bulunacaktık. Gittiğim dershanenin müdürü Rezan Has Lisesinin çok iyi olduğunu söylüyordu. O zamanlar verdiğim tek karar meslek lisesine gitmemekti. Böylelikle, Rezan Has Lisesine kayıt yaptırmış oldum.

  • Lise arkadaşlarını kitap karakterlerine benzetmek istesen nasıl bir tablo çıkardı ortaya?

Lise zamanında, çok fazla değişkenlik gösteren bir arkadaş ortamım oldu. Birinci dönem başka insanlarlaydım, ikinci dönem farklı. Ya da sınıf geçtikçe arkadaşlarım değişkenlik gösteriyordu. Kalanlar olsun, okul değiştirenler olsun… Ama bizim dönemimizin entrikalarına bakacak olursam en çok Gossip Girl derdim sanırım. Çok hareketli bir lise hayatım olmuştu doğrusu. Sırlar, dramalar, entrikalar… Şimdi geriye bakınca, düşündükçe gülümsetiyor beni.

  • Lisede nasıl bir arkadaştın?

Lisede yine dediğim gibi, çok hızlı değişimler gösteriyordum. Arkadaşlarım arasında olsun, kendi içimde olsun… Birde, her insanın tavırları farklı olduğundan dolayı biriyle yaptığımız bir şeyi, diğeriyle yapmamız mümkün olmuyordu. O zamanlar, sürekli kendi doğruları için savaşan ve aksini kabul etmeyen bir arkadaştım. Oldukça bencil olduğum zamanlar oldu lakin bunun yanında ağladığı zaman sırtını sıvazlayan da bir arkadaş oldum. Kıskanç olmadım. Zaten kıskançlığı da hiçbir zaman sevmedim. Sevgisel yaklaşımlarım olduğu kadar, uzak hallerim de oldu.

  • Şimdi olsa aynı insanlarla arkadaş olur muydun?

Şimdi olsa, yine aynı insanlarla arkadaş olurdum sanırım. Bizi bugüne taşıyan, yaşadıklarımız ne de olsa. Şu an belki hayatımın en muhteşem kısmında olmayabilirim ama her arkadaşlığın insana başka dünyalar tattırdığını düşünüyorum ve bu dünyalar beni sonu kötü bitse bile, merakımdan alıkoyamıyor.

  • Lise bir ve son arasındaki değişimini düşündüğünde gözüne en çarpan konu ne?

Lisenin başlangıcında, yerinde duramayan biriydim. Sürekli kafamda dönen bir sürü konu vardı. Daha hareketli, biraz da insanları kırmanın ne demek olduğunu bilmeyen biriydim. Hiç kırılmadığımı sanardım, meğer o zamanlar bile kırıldıkça parçalarımı onarmaya öylesine odaklanmışım ki böyle düşünüyordum. Lise sonda, ağır kırıldım. Artık parçaları yapıştıramayacağım kadar çoklardı. Onlarla nasıl başa çıkacağımı asla bilemedim. Sonuç olarak, lise sonda daha olgun bir bireydim.

  •  Büyürken yapacağını düşündüğün meslek yolunda mı gidiyorsun?

Büyürken yapacağımı düşündüğüm meslek kafamda yok gibi gelirdi her zaman ama sanırım bir o kadar da belliymiş, bunu yeni fark ediyorum. Her dönem, yazdığım günlük yazılarında büyük bir yazar olmak istiyorum demişim. Sürekli kafam yazı yazmakta, kitap çıkartmaktaymış. Bu yolda emin bir ilerleyişim olmasa bile, yöneleceğimi biliyorum.

  •  Çocukluk hayalin olan mesleğin peşinden gitmek ister miydin yoksa aman Allah korusun neler hayal etmişim mi diyorsun?

Allah korusun… Kendimi sahnede dans ederken düşünemiyorum. İnsanların gözüne yazık.

Üniversite dönemi

  • Hangi üniversitede okuyorsun?

Kadir Has Üniversitesinde, Uluslarası Ticaret ve Finans okuyorum. İsmi ne kadar uzun değil mi? Biz o kadar ki UTF diyoruz artık.

  •  Üniversite tercihindeki ana faktörler nelerdi? Sence doğru kararı verdin mi?

Lise son sınıfta, girdiğim sınava kalbimle girmiştim diyebilirim. Kırıklarını toplayamadığım kalbimle. Bu yüzden düşük bir sonuç almam içten bile değildi. Dahası seçim yapmayla alakalı hiçbir şey bilmiyordum. 20 ya da 30 seçim hakkımız varken ben sadece 6 tane tercih yapmıştım. O sene bir üniversiteye kapak atamazsam, hiçbir şeyin düzeleceğine inancım yoktu. Ne olursa gireyim kafasındaydım ancak siz siz olun, böyle bir şey yapmayın. Doğru kararı veremediğim oldukça açık…

  •  Bölümünüzle ilişkiniz nasıl? Sizce uyumlu musunuz?

Bölümümle ilişkim hiç iyi değil. Birbirimizin arasında kocaman sıra dağlar var. Hem İngilizce olması, hem de içeriğinin bana sıkıcı ve uzak olması işleri zorlaştırdı. Kafam asla ekonomiye basmıyordu. Bu yüzden acı çekiyordum. Neyse ki sonra müfredattan çıkarttılar…

  •  Okulunda en sevdiğin ve en sevmediğin şeyler nelerdir?

Okulumun en sevdiğim yanı manzarası ve küçük oluşu. İçerisinde kaybolmuyorsunuz ve illa ki geçtiğiniz bir yerde arkadaşlarınızla karşılaşabiliyorsunuz. Oturma yerleri ferah. Amfi bahçemiz, son derece havadar. En sevmediğim şey ise, bazı dersliklerde sıraların dik oluşu. Defterlerimiz sürekli üzerinden kayıyor. Bunun mantığı ne bilmiyorum bile…

  •  Sence üniversitede yaşanan dostluklarla, lise ve ilkokul dostluklarının farkı nedir? Hangisini tercih edersin?

Kesinlikle liseyi tercih ederdim. Yaşanan onca şeyin arasında bile, lise her şeyden daha kıymetli görünüyor gözüme. Üniversite çoğu insanın çıkarlarıyla adım attıkları bir yer. Herkesin gözü, en iyi olmakta. Ben hırslı bir insan asla olmadım, bir iki puan için not paylaşmamazlıkta asla yapmadım. Şimdiden bilginiz olsun arkadaşlar, üniversitede kimse kimseye zırnığını vermiyor. (Bazı muhteşem insanlar hariç. Onların da bulunması zor.)

  •  Yaşadığımız karantina döneminde okulunu özlüyor musun?

Okuldan ziyade, okula gidip arkadaşlarımla vakit geçirmeyi özlüyorum. Sağ olsun okulum bu karantina günlerinde bizi asla yalnız bırakmadı. Her gün bir ödev, her gün bir ders ve her gün bir Quiz. Özlememize azıcık bile vakit vermediler…

  •  Öğretmenlerin insanların hayatına etkisi tartışılamaz. Senin hayatını değiştiren hocan kimdi?

Benim hayatıma üniversitede etki eden bir hoca olmadı lakin lisedeyken öyle değildi. Müzik öğretmenimiz Müge hoca, sorunlarımı bir arkadaşım gibi dinler ve yanımda olurdu. Diğer yandan felsefe öğretmenimiz de keza öyle. Çok renkli bir kadındı. Onunla konuşmak her zaman iyi gelirdi. Hayatım değişmese bile iyi etkileri bulunan öğretmenlerim vardı.

  •  Üniversite hayatının en mutlu anı hangisi?

Hazırlığı geçtiğimi öğrendiğim an… Bir dönem daha bahçelievler kampüsüne gitsem buna dayanamazdım.

  •  Aldığına en mutlu olduğun ders hangisidir?

Finansal yönetim ve Rusça dersi. Finansal yönetime kadar, finans ile aramız hiç barışmadı. Finansa giriş dersinden kalmış biri olarak, bu derse her hafta severek katıldım. Önce ki ders ile arasında 3 saat aralık olsa bile. Seda hoca, bana finansı sevdiren bir öğretmendi. Öte yandan, Rusça hocamız Jana hoca dünyanın en tatlı öğretmenidir. Onunla vakit geçirmek çok eğlenceliydi. Hem sizi espirileriyle güldürür, hem de Rusça’yı öğretirdi bir yandan.

  • Bölüm değiştirmek ister miydin? Ne seçerdin?

Bölüm değiştirmek isterdim lakin şu an değil. Hazırlıktan sonra, olmuyor diyip bıraksaydım… Edebiyat okumak isteyebilirdim. Ya da editörlük yapabileceğim bir bölüm. Olmadı bilgisayar mühendisliği…


Yazarlık

  • İlk kez hikaye yazmaya yeteneğin olduğunda ve yazdığında kaç yaşındaydın? Ne yazmıştın?

Ben yazı yazabilmeye başladığım ilk an hikaye yazmaya başlamıştım. Kaplumbağa ile Fil’in imkansız aşkı mesela… Şimdi düşündükçe bile güldüğüm bu yazının fabl olduğunu bile bilmiyordum o zamanlar. Çok değişik bir şeyler yazmışım gibime gelmişti.

  • Yazış stilini nasıl tanımlardın?

Yazış stilimi, daha çok duygusal betimleme odaklı görüyorum ben. Çevre betimlemelerini de çok severim lakin duygusal betimleme yazılarımda daha baskındır.

  •  Bir yazar olarak en güçlü ve en güçsüz bulduğun yönlerin nelerdir?

En güçlü gördüğüm yanım karakterlerin birbirleriyle olan bağını hikayelerimde iyi işleyebilmem. En güçsüz gördüğüm konu ise muhtemelen bir şeye başlayınca hemen bitirmem gerekliymiş gibi acele acele yazmam… Halbuki azıcık beklesem ölmem…

Fantastik ve hayran kurgu yazmayı sevsem bile, şu sıralar orijinal kurgu yazmaya daha çok yönelir gibiyim. Orijinal ve gençlik.

Eşsiz kılar mı, kılmaz mı bilmiyorum ama ben herkesin yazılarının bir karakteri olduğuna inanırım. Baktığım zaman, evet evet bunu Seda yazmış ya da bakın bunu Canan yazmış diyebildiğim yazılar benim için eşsiz. Benim yazılarımda da, bunun olduğunu düşünüyorum ve bu bana eşsiz geliyor.

Nasıl ilhamlandığımı unutacak kadar fazla vakit geçmiş, onu anladım… Şimdilerde ilhamlanmaktan ziyade motive oluyorum. Motive oldukça, bir şeyler yazabiliyorum.

Enler

  • Uğurlu sayın nedir?

6 sayısı. Bir zamanlar sürekli maçlara giden bir Galatasaray taraftarıydım ve tahmin edersiniz ki Arda Turan’a bayılıyordum. O dönemden kalma ama bana uğur getirdiğine inanıyorum.

  • En sevdiğin renk nedir?

Mavinin her türlü tonu.

  • Favori giysin hangisi?

Batik desenli mavi sweatim.

  • En sevdiğin yazar ve eser nedir?

En sevdiğim yazar, Fernando Pessoa. En sevdiğim eser de yine ona ait, Huzursuzluğun Kitabı. Bir gün, Akmar pasajında geziniyordum. O sıralar okuduğum hiçbir şey bana anlamlı gelmiyordu. Dükkanlardan birine girdim ve aynen düzeltmeden şu cümleyi söyledim: “Abi, bana hayatımı değiştirecek bir kitap ver.” Ve çıkartıp bu kitabı verdi. Düşüncelerimi değiştirmeye itti beni. Yazı tarzı, içime işledi.

  • En ilginç bulduğun kabiliyetin nedir?

Bunu utanarak söylüyorum… Her türlü şarkıyı arabeske çevirerek söyleyebiliyorum. Denendi, onaylandı.

  •  En sevdiğin öğretmeninle ilişkin nasıldı?

En diyebileceğim kadar sevdiğim bir öğretmenim olmadı.

  •  Lisede en sevdiğin ve sevmediğin dersler nelerdi?

Lisede en sevmediğim ders kimya idi. Öğretmenimiz asla gülümsemezdi. Her zaman mutsuzdu. Onu görmek içimin sıkılmasına neden olurdu. En sevdiğim ders ise tarihti. Belgin hoca, görüp görebileceğim en muhteşem Tarih hocasıydı. Dört yıl boyunca neyse ki derslerimize hep o girdi.

  • En sevdiğin müzik dönemi nedir?

70’ler muhtemelen. Queen’in müzikleri, Bee Gees, Michael Jackson, Pink Floyd… Muhteşem yıllar doğrusu.

  • En sevdiğin üç yabancı dil nelerdir?

İngilizce ilk sıramda, ikinci Rusça, üçüncü de Fransızca.

  • En sevdiğin film nedir?

Mr. Nobody. İzlerken en keyif aldığım filmlerdendi. Sonunda bir şeylerin yorumlamasını yapmanın size kalması da ayrıca filmi bana sevdirmiş olabilir.

  • Karakter yapısı olarak en etkileyici bulduğun hayali karakter kimdir? Neden?

Bu kuşkusuz, arkadaşım İlayda’nın yazdığı Zümrüt hikayesinde ki Mercedes Potts. Mercedes, yaşadığı hayat mücadelesi arasında ki, kendine has tavırları… Kurgusal bir karaktere göre, gerçekçiliği… Mercedes’i okurken her zaman bir arkadaşımmış gibi hissettirirdi. Gerçekten var gibi gelirdi ve bu beni okurken mutlu ederdi. Bu yüzden, en etkileyici bulduğum hayali karakter kesinlikle Mercedes.

  • En sevmediğin renk nedir?

Turuncu…

  • En sevdiğin içecek nedir?

En sevdiğim içecek, sıcak çikolata.

  • Starbucks’ta en banko vermek isteyeceğin siparişi tarif edebilir misin?

Soğuk Americano, yumuşak içimli, karamel şuruplu… Bu karantina günlerinde en çok ihtiyaç duyduğum şey olabilir.

  • Enerjini toplamanın senin için en kolay yolu nedir?

Kendi kendime söylediğim, “Kalk, yap, bitsin. Kalkmazsan bitmez, daha sonra yine mecbur kalırsın.” komutum.

  • Kusursuz tatilin nerede, nasıl ve kimle olurdu?

Kusursuz tatilim, Beyza ile İngilterede olurdu. Nereden bakarsanız 10 yılı aşkın bir süredir beraber İngiltereye gitmenin hayalini kuruyoruz. Sadece beraber, İngiltereye gitmemiz muhteşem olabilirdi.

  • Tarifsiz en çok kırıldım dediğin an nedir?

Lise sonda, üniversite sınavına girmeden önce yediğim engel beni en çok kıran anlardan biriydi. Aylarca evden çıkmadım, içimde ki mutsuzluğu bir türlü atamadım ama derler ya, her şeyin ilacı zamandır diye. Artık içimde böyle bir kırgınlık yok.

  • Uzun süredir evden çıkamamış olmanı hesaba kattığımızda, en çok özlediğin şey ne?

Günlük yaşam akışı kesinlikle, tek bir şeyle sınırlayamam. Şimdi, dışarıya çıktığımda ne yaşayacağımı bilmiyorum. Bu beni korkutuyor.

  • En sevdiğin şarkı sözü nedir?

Teoman’dan Çoban Yıldızının şu kısmı; “Yüzme bilmeden daha, deniz görmeden, hiç güneşte yanmadan, şimdi ölmek istemem bir kalbi sarmadan. Aşkı tatmadan daha, onla sarhoş olmadan, hiç sevişmeden daha, şimdi ölmek istemem, daha hiç gülmeden.”

  • Çok sevdiğin bir kişinin en nefret ettiğin özelliği nedir?

İki arkadaşımda da aynı özellik geçerli gibi. İsim vermeyeceğim, o insanlar kendilerini anlarlar. Çok yetenekli olup, yeteneklerini asla anlayamıyorlar ve bunu kullanamıyorlar. Sanırım en çok bundan hoşlanmıyorum…

  • Bütün sakinleştiricileri üstüne atsalar, yine de bu yapılınca çıldırırım, içimdeki katil uyanır dediğin şey nedir?

Bir ortamda, birden çok yüksek ses olması muhtemelen. Beni oldukça sinirlendiren bir detaydır.

  • En gereksiz bulduğun sanat türü nedir?

Sanatta anlamsız bulduğum bir şey yok. Kolayca anlam çıkartabilirim. Kipppps 😉

  • En sevdiğin çikolata türü nedir?

Sütlü çikolata. Bitterin neden çikolata olduğunu sorguluyorum…

  • En sevdiğin spor nedir?

Hahaha, ben ve spor. Asla.

  • Sonsuza kadar aynı günü yaşamakla lanetlenseydin, içinde kalmaktan en mutlu olacağın ve en nefret edeceğin günler hangileri olurdu?

Lise çıkışlarında Kadıköye gittiğimiz günlerden biri beni mutlu ederdi, sınavımın olduğu gün ise nefret etmemi sağlayabilirdi…

  • Yaşlı bir adam yanına gelip sana mücevherlerle kaplı bir kutu veriyor ve içinde hem en büyük korkunun hem de en istediğin şeyin olduğunu söylüyor. Arzuna ulaşmak için korkunu önüne alır mıydın? Dahası bu kutuda seni neler beklerdi?

Korkumu düşünecek olursak, örümcekler ve her türlü böcek türü, yanıma okkalı bir ilaç alıp kutuyu açardım. En istediğim şey ise, özgür olup kendi ayaklarımın üzerine basacağım günler olurdu.

  • Yaşamaktan en korktuğun an nedir?

Ailemden birinin ölümüne şahit olmak. Bu beni çok korkutur.

  • Telefonunda en çok kullandığın uygulama nedir?

Whatsapp. Gelsin dedikodulaaaaar.

  • Vakit geçireceğin insanlarda en çok önemsediğin özellikler nelerdir?

Karşımdaki insanın bana bir şeyler katabilmesini önemserim.

  • Tanıştığın bir insanda seni en çok soğutan özellik nedir?

Boş sohbet yapması…

  • Hayatta asla affedemem dediğin şey nedir?

İkiyüzlülük.

  • Bir günlüğüne istediğin herhangi biriyle hayatları değiştirebilecek olsan bu kim olurdu? Neden?

Chris Hemsworth… Nedenini çoğu kişi anladı bence 😀

  • Hayatının çoğunun yollarda geçişine bakarsak, en nefret ettiğin ulaşım aracı nedir?

METROBÜS. Metrobüs adamı hayattan soğutur, kanser eder net.

  • Yetiştirilme şeklinin sana en büyük artı ve eksisi nelerdir?

Yetiştirilme şeklimin en büyük artısı, sıkıntılı durumlarda soğuk kanlı kalabilmek. Eksisi ise duygularımı yansıtmakta zorlanmam.

  • Aldığın en iyi ve en kötü hediyeler nelerdi?

Aldığım en iyi hediye, Beyza’nın benim için yaptığı mavi kutu. Imagine Dragons albümü, çocukluğundan kalma kolye (onun için değerini bildiğimden daha bile anlamlı gelir), asla takmaya kıyamadığım baykuşlu kolye, şıpsevdi kağıtları… Kim sevmez ki? En kötü hediyem ise… İlkokulda yılbaşı hediyesi olarak gelenlerden biridir de, o kadar ki hatırlamıyorum.

  • En büyük başarım olarak adlandıracağın şey nedir?

The Memory Keeper adlı kitabımın kurgusu, benim en büyük başarımdır.

Hangisi

  • Daha çok şeye sahip olmak mı istersin yoksa az sayıda lakin daha kaliteli şeylere mi?

Az ve özcülerden Sırma Dilan Koç olarak, kaliteli olanları tercih ediyorum.

  • Planlı mısındır yoksa spontane mi?

Ortası. Ne çok planlıyım, ne çok spontane.

  • Nezaket mi daha önemlidir dürüstlük mü?

Dürüstlük. Üzüleceğini bilsem bile karşımdakinin dürüstçe konuşurum.

  •  Marvel mı DC mi?

Marvel.

  •  Rowling mi Tolkien mi?

Rowling demek istemiyorum. Tolkien’i de garip bir arkadaşım sayesinde asla okumak nasip olmadı. Ama yine de Tolkien diyeceğim.

  •  Harry Potter mı Dedikoducu Kız mı?

Harry Potter.

  •  Carl’s Jr. mı Saloon Burger mı?

Saloon Burger tabikiiiiii 😀

  •  Starbucks mı Kahve Dünyası mı?

Starbucks. Kahve dünyasına kalsa, çilekli milkshake’i bile kahveli getirecek…

  •  Türk kahvesi mi çay mı?

Türk Kahvesi.

  • Tatil için yurtdışı mı yoksa yurtiçi mi daha iyi sence?

Yurtdışı. Daha özgür, daha rahat ve yapabileceğiniz şeyler sınırsız.

  • Tony Stark, Thor, Steve Rogers. (Kiss, marry, kill)

Tony Stark marry, onu bir kesinleştirelim. Sonra nafaka falan yürür gideriz olmadı. Thor kiss, Steve maalesef kill canım.

  • Sonsuza kitap okuyamamak mı yoksa sonsuza kadar şarkı dinleyememek mi?

Kitap okuyamamak…

  • Psikolojik filmleri mi daha çok seversin yoksa paranormal mi?

Hiçbiri? İki tarz da benim gerilmemi sağlıyor…

  • Damon Salvator mu yoksa Katherine Pierce mı?

Katherine Pierce.

  • Freddie Mercury mi Zayn Malik mi?

Bunu gördüğümde ilk Zayn Malik dedim ama üzgünüm Zayn, Freddie…

  • Cips mi patlamış mısır mı?

Mısır ❤

  • Sence önemli olan yaşanan anlar mıdır yoksa onları yaşadığın insanlar mı?

Yaşadığım insanlar.

  • Bir yere gitmek için hazırlanırken hangisine daha çok vakit ayırırsın, saçına mı makyajına mı?

Saç… Ah, ah ne tarzlar döndü…

Hakkımda (Part II)” için 8 yorum

  1. Sanırım okurken en çok gülüp bir yandan da ay bende dediğim yazılardan biriydi. Bunların bir kısmında yanında olmuş olmak ne kadar güzelse sonsuz sıcak çikolata ve kimya hocası nefretini yaşamakta o kadar keyifli. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum desem abartmış olmam sanırım. Bir insana bilindik şeyler nasıl bu kadar keyifle okutulur onu da anlamış değilim….

    Not: E ama sende biraz hızlı yani….

    Beğen

  2. Şu an duygusal bir top yumağı gibi hissediyorum… ilk önce yorumumu yapacağım ve daha sonra seni arayacağım, umarım açarsın 👿 duygusal olmamın sebebi anılar, hayaller ve hayatımın büyük bir kısmı…
    Seni çok özledim. Seninle kadıköy de dolaşıp, asla nasıl okuyup bitireceğini anlamadığım kitaplar almanı (huzursuzluğun kitabı) ve beni saatlerce beklemeni özledim.
    Sana hazırladığım hediyeden sonra kimseye böylesine bir hediye hazırlamadım. İlksin ve sonsun❤️
    Üstüme alınmam gereken yerlerde üstüme alınmama hakkımı kullanıyorum. Başarılarının devamanı diliyorum…
    Ayrıca bebeğim o tatili gerçekleştireceğiz, yoksa seni hayatımdan çıkaracağımı biliyorsun… ya benle geleceksin ya da geleceksin 🙄

    Beğen

    1. Görüpte en duygulandığım yorum bu olsa gerek. Huzursuzluğun kitabını beraber aldığımız gün yüzünde ki, “Bu çok kalın bunu nasıl okuyacak…” karmaşasını hala bile hatırlayıp gülüyorum. Umarım beraber istediğimiz her şeyi gerçekleştiririz aşkım, seni çok seviyorum ❤

      Beğen

    1. Bu yoruma özellikle, çok içten bir teşekkür etmek istiyorum size. Bu kadar naif bir yorumla karşılaştığım için ne kadar mutlu olduğumu anlatamam bile. Uzun zamandır isteklerimden çok uzak kaldım, şimdi bunu layıkıyla yapmak için uğraşacağım. Desteğiniz için çok teşekkür ederim 🙂

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s